Anasayfa Yazarlar Ferhat Aktaş Hayal değil gerçek: hırsız AKP- Ferhat Aktaş

Hayal değil gerçek: hırsız AKP- Ferhat Aktaş

Cumartesi, 21 Mayıs 2011 16:40

''İşte AKP'nin 2002 seçimlerinde Meclise taşıyarak dokunulmazlık kazandırdığı ve sonra da akladığı milletvekillerinden bazıları:

1-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: 'Kayıp Trilyon' davasında özel evrakta SAHTECİLİK yapmaktan yargılanıyor.

2-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Görevi ihmal, zimmet, biletlerde KALPAZANLIK, resmi evrakta ve kayıtlarda SAHTECİLİK'le cürüm işlemek için teşekkül oluşturmaktan yargılanıyor.

3-Bakanlar: Maliye Bakanı Kemal Unakıtan naylon fatura düzenlemekten, Abdulkadir Aksu ihaleye fesat karıştırmak, emniyeti suistimal, zimmet, kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilikten... yargılanıyorlardı.''

Yukarıda çok kısa özetini çıkardığımız suç profili kimler tarafından yönetildiğimizi gösteriyor. Dokunulmazlık zırhının sayesinde yargılanmaktan kurtulan politikacılar düzen siyasetindeki çürümeden payına düşeni alarak vekil kimliğiyle 'işlerini' yürütmektedir.

Burjuva siyasetçiler ahlaksızdır derken soyut olasılıklar üzerinden değil, somut pratiklerini veri alarak tavrımızı açıkça ortaya koyuyoruz. Bir kere 'dişlisi oldukları çark' rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, düşkünlük vb. üretiyor. Kendileri bilerek-isteyerek bu çark'ın parçası oluyorlar. Milletin vekili lafı palavradan ibarettir, gayeleri vekil dokunulmazlığıyla iş tutmak, halktan çalıp kasalarını doldurmaktır.

Her seçimin öncesinde 'seçilebilir yerden' adaylığı garantilemek için harcanan astronomik paralar vekillerin millet-vatan sevgisinden kaynaklanmıyor. Evet, kişisel istikbal arayışını ekonomik getirim olanaklarıyla gerçekleştirmenin yolu meclisten dolayısıyla hükümetten geçiyor. Bakmayın siz onların seçim şovlarına, yüksek perdeden attıkları nutuklara hemen hepsi nitelikli hırsızdır.

Hükümet partisi AKP'nin kabinesine ve meclis grubuna rengini veren tablo liderleri RTE'nin sıraladığımız suç profilinden bağımsız değildir. Haklarında soruşturma ve dava açılan 50 dolayında vekilleri bulunmaktadır. Tıpkı RTE gibi 'zimmet, sahtecilik, dolandırıcılık' türü suçlarla liderlerinin 'sadık takipçileri' olduklarını kanıtlıyorlar.

Seçim meydanlarında boy gösteren RTE gittiği illerde hükümet pratiklerini pür-ü pak şekilde örnekliyor. 'Yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz' diyor, temiz siyasetten dem vuruyor. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılamayanı partisi yapmış, ülke sayelerinde istikrara kavuşmuş, Edirne'den Kars'a hizmette sınır tanımamışlar. RTE, kendisini dinlemeye gelen 'hazır kıtalara' ezberindeki palavraları 'yüzü kızarmadan' anlatıyor. Tıpkı KALPAZANLAR gibi utanmadan yalan söylüyor. Evveliyatında olanı bugün başka maskelerle sürdürüyor.

RTE hakkında 'Kasımpaşalı yoksul Recep Tayyip' hikayelerini epeyce dinledik. Erbakan hocasına umut bağlayan 'inançlı mümin' olarak sokaklardan, hükümetin başına uzanan serüvenini duymayan kalmamıştır. Yandaş madyanın da yoğun gayretleriyle yıllardır şişirilen RTE balonu artık patlamıştır. Halihazırda RTE ve aile efratı sınıf atlamıştır.

İBB Başkanlığından, Başbakanlığa terfi eden RTE en zengin siyasetçiler arasında da başı çekmektedir. Yoksul Recep gitmiş yerine en adisinden işbirlikçi- yoksul halka düşman 'ucube' bir kişilik vuku bulmuştur. 12 Haziran'a doğru meydanlarda yaptığı konuşmalar on'daki değişimi görmek bakımından önemlidir. Konuşmalarına sinen kendini beğenmişlik, öteleyici yaklaşımlar ve bol keseden yalan beyanları RTE'nin aynasıdır. Kendisi de önemli oranda servet edinen RTE, burjuvazinin dilini kullanıyor.

Ülkemizde aş-iş-yoksulluk sorunlarına dair olumlu adımlar atmadıkları gibi mevcut sorunları ağırlaştıran politik yaptırımların sorumluluğunu taşıyorlar. Gerçek tablo ortadayken hükümeti başarılı göstermek için hayal simsarcılığı yapıyorlar. 'Duble yol, tünel, toplu konut, raylı ulaşım, köprü-kavşak vb.' konuşmalarının çapı-çerçevesi bunlardır. Bir de demokratikleşmenin göstergesi saydıkları iktidar çatışmasında 'çetelerle mücadele' kararlılıklarını anlatıyorlar...

'Hırsız AKP' derken meseleyi ekonomik rant ilişkileriyle sınırlamıyoruz. Hemen her konuda hırsızlıkları göze çarpıyor. Emek hırsızlığı, düşün hırsızlığı, bilim hırsızlığı liste uzayıp gidiyor. Bu minvalde son pratikleri YGS'de şifre hırsızlığıdır.

AKP'nin en büyük destekçisi cemaatin nemenem bir organizasyon ağına sahip olduğu YGS skandalıyla bir kez daha tartışmalara konu ediliyor. CIA' nın koruması altında Pelsinvanya'da yaşayan Fetullah Gülen'in teşkilatının uzantısı kurumlar ülkemiz başta olmak üzere faaliyet yürüttüğü bütün ülkelerde CIA istasyonu rolü oynuyor. Müslümanlık kisvesi altında ABD emperyalizminin 'ılımlı islam projesine' kan taşıyorlar. Kıbleleri ABD olduğu için kılıktan kılığa girerek ölçü tanımaz işbirlikçilikle hegomanik politikalarını tahkim ediyorlar.

Cemaat, kendi beslemelerinin emek vermeden, sınavlarda en yüksek puanları garantilemeleri için şifre hırsızlığına ihtiyaç duyacak kadar ahlaksızdır. Milyonlarca gencin umuduyla oynamayı kendine 'hak' gören cemaatten dolayısıyla AKP'den hesap sormak 'farz'dır. Dini 'tekelleştiren' bu tüccarların tabiatı bozuktur. Son tahlilde foyaları açığa çıkacak halkın öfke selinde boğulacaklar...

Peki; ya YGS'de sınav sorularının çalınmasını gerçekleştirdikleri demokratik eylemlerle protesto eden öğrencilere 'aba altından sopa gösteren' RTE'nin 'karşılarına 5-10 bin gençte biz çıkarırız' demesine ne demeli? Suç üstü yakalanan bir HIRSIZ'ın pişkinliğinden ne farkı var konuşmasının? Mesele gelip cemaate dokununca ampülünü patlatıveriyor. Dokunmayın yakarız ha diyorlar. Sırtlarını parababalarına, emperyalist haydutlara dayayıp caka satıyor olsalar da onları bekleyen akıbet 'imamın kayığı' ile tarihin çöplüğüne ebedi yolculuktur.

AKP'nin seçim beyannamesinde öne çıkardığı 'çılgın projelerini' eleştirmeye bile gerek görmüyoruz. Yalan-talan denklemiyle göz boyamanın peşindedirler. Çalışan nüfusun büyük çoğunluğunun asgari ücretle geçinmeye çalıştığı ülkemizde 'lüks yeni şehirler' inşa etseniz ne yazar? Her türlü 'ihtişamın' olacağı yeni şehirlerde asgari ücretle çalışan işçi ve ailesi yaşamayacağına göre 'projeniz batsın' demek düşer bizlere...

12 Haziran günü, vatandaşlık görevi diye sandığa gidecek olan ikinci sınıf-yoksul vatandaştan beklentimiz 'hamdolsun' demeden önce hırsızlığı meslek edinen din tüccarlarının 'sahte cennet' vaatlerine 'hadi oradan' tavrı ile cevap vermesidir. Böyle gelmiş, böyle gitmez diyorsanız ve AKP'nin 'fakir-fukara, garip-guraba' tekerlemelerinden bıktıysanız bunlara anladıkları dil'den ders vermek zorundasınız.

''Yıkalım bu köhne düzeni, biz başka alem isteriz'' bilincine göre kurulu düzenin çarkını kırmayı temel mesele haline getirmeliyiz. Yoksa; bugün AKP ve cemaat ittifakı, yarın bir başkası. Adaletsizlik ve ahlaksızlık üreten bu düzen değişmeli!

kocgiriplatformu.com

 

 

Son Makaleler

Haber Arşivi Tıkla

< Mayıs 2011 >
Pz Sa Ç Pr Cu Ct Pz
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          

Media

Media-Galeri